Cumartesi, Haziran 03, 2006

fotoblog I




Bülent Ortaçgil'den /Sensiz Olmaz

Bu sabah yalnız uyandım
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Tanıdık kokular yok
Sensiz olmaz
Kahvaltım anlamsızdı
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
İlk sigaram bile tatsızdı
Sensiz olmaz
Anlaşılan alışmışım
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Bir verdiysem iki almışım
Sensiz olmaz
Aşk bir dengesizlik işi
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Dengeye dönüşen bir sevgi
Sensiz olmaz

Yine kendi kendime sormadan duramadım
Niye seni böyle istiyorum diye bulamadım

Yalnızlık zor, sokaklar çıkmaz
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Hep tekdüze, herşey dümdüz
Sensiz olmaz
Anlamak çözmeye yetmez
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Biraz telaşlı, huzursuz
Sensiz olmaz

Yine kendi kendime sormadan duramadım
Niye seni böyle istiyorum diye bulamadım

Gece gelmiş, yatağım boş
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Sen uzaktasın, ben uzanmış
Sensiz olmaz
Anlamak çözmeye yetmez
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Biraz telaşlı, biraz huzursuz
Sensiz olmaz

Yine kendi kendime sormadan duramadım
Niye seni böyle istiyorum diye bulamadım

Cuma, Haziran 02, 2006

Hera'nin Kaleminden/Bekliyorum Öyle Bir Havada Gel ki Vazgeçmek Mümkün Olmasın XVII

Hayata tekrar katıldığı gündü bugün Onun.Bir gün sonra hastaneden çıkıyordu ,

hayatına tekrar entegre olacak yeni bir başlangıç yapacaktı.Son tahlillerine kadar

yapılmıştı hastanede.Tatlı bir yorgunluktu tüm bunlar Onun için.Hayatının en özel

anılarıyla dolu hastane defteri geride bir çok acı-tatlı anı bırakmıştı.

Anlamıştı ki hayat pamuk ipliğine bağlı.Gün geliyor yenileniyor her şey.Hayatı

anların kıymetini bilerek yaşamak gerek...

Hera'da acayip korkular vardı bugün.Yaşadığı tüm sevince rağmen Onu kaybetmekten

korkmuştu.Baezn öyle olur ki anlık yılmalar yaşar insan.Dayanır dayanr yakınına

kadar gelince keybetmekten korkar.İncitmekten zarar vermekten korkar.

Alıştığı bir yaşantısı vardı Onun.Sevdikleri hayatının bir parçası olanlar.

Bunu Ona yapmaya hakkım var mı diyordu Hera.

Onu seviyordu ...Seviyordu ...

Gitme yoksa içerim bütün uyku haplarını
Sonra karıştırırsın ruh kitaplarını
Bir mektup yazarım "hep seni sevdim"le biten
Sonra artık hesap et bir daha olur mu hiç neşen?
Gitme yoksa atlarım en yakın köprüden hafızaya gerek yok bu olur tek hadisen
Gitme yoksa katlederim bizim yan komşuları
sanra polise derim
öldürmüş masumları
Gitme dünyam dönsün dönsün
dünyam dönsün dönsün
ben hiç kimse ölsün mölsün istemem
Gitme yoksa yolum düşer kiralık katillere
Sonra vurup durursun ıssız sahillere
Gitme yoksa adım geçer akşam haberlerinde
gitgide yaşlanırsın
bir akıl hastanesinde
Gitme...

Al Beni Götür Gittiğin Yere

SEN GİDELİ SEVGİLİM BAHÇEMDE GÜLLER AÇMIYOR
GECELER BİTMEK BİLMİYOR GECELER BUZ GİBİ
SABAH OLMUYOR
ŞİMDİ BEN SENSİZ NASIL YAŞARIM SÖYLE ŞİMDİ BEN SENSİZ NEYLERİM SÖYLE
SON BİRKEZ GÖREBİLSEM SENİ TUTSAM DOKUNSAM ELLERİNE
YOKLUĞUN DAYANILMAZ OLDU HASRET KALDIM GÜLYÜZÜNE
ŞİMDİ BEN SENSİZ NASIL YAŞARIM SÖYLE
ŞİMDİ BEN SENSİZ NEYLERİM SÖYLE
SÖYLE BEN SENSİZ NASIL YAŞARIM SÖYLE
AL BENİ GÖTÜR GİTTİĞİN YERE
İSTERSEN VUR YERDEN YERLERE
NE OLUR AL BENİ GÖTÜR GİTTİĞİN YERE
YETERKİ YETERKİ TERK ETME
NE OLUR AL BENİ GÖTÜR GİTTİĞİN YERE
İSTERSEN VUR YERDEN YERLERE
NE OLUR AL BENİ GÖTÜR GİTTİĞİN YERE
YETERKİ YETERKİ TERK ETME
BEKLEDİM SENİ GECELERCE YARALI CEYLAN MİSALİ
ARDINDAN DÜŞTÜM ÇÖLLERE MECNUNA KOŞAN LEYLA MİSALİ
ŞİMDİ BEN SENSİZ NASIL YAŞARIM SÖYLE
ŞİMDİ BEN SENSİZ NEYLERİM SÖYLE
SÖYLE BEN SENSİZ NASIL YAŞARIM SÖYLE
AL BENİ GÖTÜR GİTTİĞİN YERE
İSTERSEN VUR YERDEN YERLERE
NE OLUR AL BENİ GÖTÜR GİTTİĞİN YERE
YETERKİ YETERKİ TERK ETME
NE OLUR AL BENİ GÖTÜR GİTTİĞİN YERE
İSTERSEN VUR YERDEN YERLERE
NE OLUR AL BENİ GÖTÜR GİTTİĞİN YERE
YETERKİ YETERKİ TERK ETME.

Ayşegül Aldinç

BEDENİN MÜZİĞİ CAZ...






Zencilerin içinde bulunmak zorunda kaldıkları gerçekliği, yarattıkları müziğin bağlamları içinde anlamak mümkündür. Zencilerin bir müziğe ihtiyaçları vardır; kendilerinin olan bu müziği ayakta tutmak zorundadırlar; çünkü başka şeyleri yoktur.



Blues, XIX. Yüzyılda, genellikle siyah kölelerin çalışırken söyledikleri ruhani ezgilerden kaynaklanan bir Amerikan folk müziğidir. Cazın doğuşunda ve gelişiminde önemli etkisi vardır. Şarkıların sözleri genel olarak yalın ve abartısız bir ifade taşır. Karşılıksız sevda, ekonomik sıkıntı gibi konular, çoğu zaman hüzünlü bir yorumla işlenir. Bazen de açık saçık sözler, sert ve bıkkın bir ifadeyle hüznün yerini alır.

Blues'da şarkıcının hem melodik, hem de ritmik özgürlüğü çok fazladır. Standart bir blues parçası devamlı tekrar edilen 12 mezürden ve 3 temel akordan oluşur. Bu akorlar, çalınan tonun (gamın) 1., 4. ve 5. derecelerinin isimlerini alan akorlardır ki bunların majör, minör hatta 6'lı 7 'li olmaları isteğe bağlıdır. Caz müziği içinde 'blues' sözcüğü, halen cazın en temel armonik yapısı olan bu 12 ölçülük biçimi anlatmak için de kullanılır.

Caz'a gelince, Avrupalıların çoğunun 'caz' ile ilk ilişkiye geçişleri, ne trajiktir ki 1920'lerde Jack Hylton'ların, Paul Whiteman'lerın "sweet"iyle olmuştur. Bir yalancı caz olan 'sweet', yapmacık tatlı müziğiyle pek kötü değildi, ancak caz da değildi.

Caz müziği, içinde bir unsur bir stil bir çalış tarzı yoktur ki bu yolla ticarete sokulmamış olsun; bir başka deyişle, sulandırılmamış, bayağılaştırılmamış ve özünden yoksun bırakılmamış bulunsun. Zencilerin o eski, hüzünlü, yüzyılların baskısını ve ezikliğini titreşimler halinde veren bluesu, gece klüplerinin ve kabarelerin bunaltıcı dans müziği olmuştur. Başlarda yalnızca blues şarkılarına eşlik eden piyanist tekniğinden başka bir şey olmayan 'boogie', egsantrik bir dans müziği haline sokulmuştur. Cazda başından beri ritmik bir unsur olarak bulunan 'swing', bütün zamanların en büyük müzik ticaretine alet edilmiştir. Dans etmek için değil de yalnız dinlemek için olan soyut ve karmaşık caz türü 'be-bop', bir çok ülkede dans okullarının uyguladığı akrobatik zıplamaların müziği durumuna getirilmiştir.

Amerika'nın en tanınmış caz eleştirmenlerinden Marshall W. Stearns "Caz, Avrupa çalgılarını kullanan ve Avrupa armoniğini, Avrupa-Afrika melodiğini ve Afrika ritm unsurlarını birbirine bağlayan, doğaçtan çalınan (emprovize) Amerikan müziğidir." der. Ancak Avrupalı caz uzmanları, cazın "Amerikadan dolayı" değil de "Amerikaya rağmen" var olduğu görüşündedirler. Zencilerin Amerika'da içinde bulundukları durum düşünülürse bu fikrin de doğruluk payı taşıdığı görülür. Bu durumda Stearns'ün tanımındaki "Amerikan müziği" sözcükleri yerine "Uluslararası müzik" demek daha doğru olacaktır. Ama caz müziği, beyaz ve siyah ırkın müzikal planda karşılaştıkları yerde yani Amerika'nın New Orleans şehrinde doğmuştur. Ayrıca ortaya bir de caz müziği coğrafyası çıkmıştır ki Harlem, Chicago, Kansas City ve Los Angeles, New Orlenas'a ek olarak bu coğrafyanın merkezlerini oluşturular.



Cazın gelişmesindeki en etkili yön, onun stilidir. Cazın stil açısından gelişmesi belli bir tutarlılık, bir mantık, belli bir zorunluluk ve bütünlük içinde olmuştur. Bu da gerçek sanatın gelişimini belirleyen bir özelliktir. Caz stilleri cazın doğumundan başlayarak gelişimini sürdürmüştür.

Diğer yandan caz müziğinin unsurlarını da incelemek gerekir. Cazı, geleneksel Avrupa müziğinden ayıran asıl niteliği ton oluşumundadır. Müziğin düzeyi buna göre ölçülür. Bu oluşum cazcı için bireysel bir sorun olduğundan, birey ile ton oluşumu arasında bir ilişki vardır. Cazdaki yorumlayıcı, geleneksel müzikteki besteciliğin yerini almaktadır. Paul Whiteman, cazın ton oluşumundaki anlamı şöyle açıklar: "Caz, birşeyi söylemek anlamına gelmez; caz, o şeyin söylendiği tarz demektir."

Gercek cazın dayandığı emprovizasyon (doğaçlama), cazda kollektif olarak gerçekleştirilir. Dışarıdan bakanlar için bu şaşılacak bir durumdur elbette. Kollektif emprovizasyon, var olan temaların yardımı ile olur. Temanın armonisi, yani melodiye eşlik etmek üzere çalınan belli akorları vardır. Cazcılar emprovizasyon sırasında çaldıklarının, temaya göre verilen bu akorlara uygun olmasına bakarlar. Kollektif emprovizasyon böyle gerçekleşir. Çoğu cazseverin inancının aksine, aranjman cazda emprovizasyon özgürlüğünü engellemez, tersine buna yardım eder. New Orleans Rhythm Kings gibi eski bir orkestranın çaldıkları buna somut örneklerdir. Şöyle ki, emprovizasyon sırasında müzikçi çok daha özgür ve bireysel olabilir. Çünkü aranjman sayesinde orkestranın diğer üyelerini dikkate alma zorunluluğu azalır. Geleneksel Avrupa müziğindeki kompozisyon ile aranjman arasında ise gerçekten bir terslik vardır.
Caz armoni ve melodide büyük ölçüde Avrupa müziğine dayanmaktadır. Modern caz, armoninin büyük ölçüde karmaşık hale gelmesine yol açmış, hatta bu tür müzikte kullanılan armonilerin atonal olduğu ileri sürülmüştür. Gerçekte atonal sözcüğünün anlamı bir armoninin tonal bağlantı noktasının olmamasıdır. Oysa böyle bir durum cazın en modern türleri için bile söz konusu olamaz. Gerçi modern cazda her zaman tonal olmayan bir akor vardır, ancak bu atonal değil, daraltılmış 5. derece, yani eksik beşli akordur.

Çoğu kez cazın ritminin senkop tarzında olduğu söylense de bu doğru değildir. Bir caz orkestrası iki enstrüman grubundan oluşur: "Melodic section" ve "rhythm section". Birinci grupta trompet, trombon ve saksafon ailesi, diğer grupta da davul, bas, gitar ve piyano gibi ritmik ve armonik enstrümanlar bulunur. Bu durumda, caz ritmi iki grubun arasındaki sürekli gerilimden ortaya çıkar. Ritm enstrümanları, bütün parça boyunca aynı kalan ritmi şaşırmadan çalarlar. Melodi enstrümanları ise ritm enstrümanlarının vurguladıkları yerlere ağırlık vermezler, aksine ritm grubunun temel ritmini sürekli olarak yadsırlar, onu bozmak isterler. Cazın ritmi, aslında, bir ritmi kurmak ve sonra onu bozup tekrardan kurmaktan başka br şey değildir. Bu durumda cazın bir biçimi bulunmadığını söylemek de yanlış olur. Geleneksel Avrupa konser müziğinin asıl düzenleyici faktörü biçim iken, caz müziğinin asıl düzenleyici faktörü ritm haline gelmiştir.



Caz unsurlarından biri de ilginçtir ki albümlerdir. Cazla ilgilenmek bir anlamda plaklarla ilgilenmektir. Ton oluşumu cazda büyük önem taşıdığından bu müziği notalarda tutmanın anlamı yoktur. Kısacası geleneksel müzikte 'partitür' ne ise, cazda da 'plak' odur. Caz plağı dondurlumuş emprovizasyondan başka bir şey değildir.

Ton oluşumu ve emprovizasyonun yanında, cazda Blues'dan daha temel olan bir unsur yoktur. Blues, cazın en karmaşık ve deneysel biçimlerinde bile her zaman yaratıcılığın kazandığı bir güç kaynağıdır. Gerçekten de, Blues ortadan kalkarsa caz da caz olmaktan çıkar.